Dünyanın iki kişilik mutluluk üzerine kurulu olmadığını bilerek…
DÜNYANIN İKİ KİŞİLİK MUTLULUK ÜZERİNE KURULU OLMADIĞINI BİLEREK...

Merhaba,
Mektup yazmaya söz vermiştim sana.
Duygusal olmasını isterdin mutlaka.
Ancak nasıl duygusallaşacağımı bilemiyorum.
Sana söylem cümleleri kurmayı denemeye çalışırken birden haberle takıldı gözlerim; kan seli akıyor kan, bahar seli ya da duygu seli değil.
Bakıyorum ki, "400 vekil verseydiniz bunlar olmazdı" diyor ak camda kara düşünceli biri. Kanı, akan kanı değil 400 vekili düşünüyor ben'ini tatmin etmek için.
Ülkemizin durumu pek de iç açıcı görünmüyor.
Mektubuma, "Ey sevgili" diye başlamak istiyorum ama bir türlü yazacak bir şey anımsayamıyorum. Ama yine de bir şeyler yazmalıyım.
Ey Sevgili,
Bu ülkede yaşanan savaşlara ödünç çarık ile giden ve bir daha da geri dönmeyen "Meçhul Asker" konumuna düşen dedelerimize kurşun sıkanların torunlarını bugün öyle bir savaş olmadığını öne sürmelerine karşın yine de intikam almaya çalıştıklarına tanık oluyoruz.
Sözlerime eski bir mektuptan alıntı ile son vermek istiyorum:
"Gözlerimden öpme" diyordun,
Gözlerinden öpmüyorum, eskirler.
Bir daha ki mektubunda
Upuzun kirpiklerinde hüznü görmemeyi bekliyorum.
Güzel gözlerinin
Güzel günler görmesini,
Güzel bir yaşamın olmasını diliyorum.

Merhaba,
Mektup yazmaya söz vermiştim sana.
Duygusal olmasını isterdin mutlaka.
Ancak nasıl duygusallaşacağımı bilemiyorum.
Sana söylem cümleleri kurmayı denemeye çalışırken birden haberle takıldı gözlerim; kan seli akıyor kan, bahar seli ya da duygu seli değil.
Bakıyorum ki, "400 vekil verseydiniz bunlar olmazdı" diyor ak camda kara düşünceli biri. Kanı, akan kanı değil 400 vekili düşünüyor ben'ini tatmin etmek için.
Ülkemizin durumu pek de iç açıcı görünmüyor.
Mektubuma, "Ey sevgili" diye başlamak istiyorum ama bir türlü yazacak bir şey anımsayamıyorum. Ama yine de bir şeyler yazmalıyım.
Ey Sevgili,
Bu ülkede yaşanan savaşlara ödünç çarık ile giden ve bir daha da geri dönmeyen "Meçhul Asker" konumuna düşen dedelerimize kurşun sıkanların torunlarını bugün öyle bir savaş olmadığını öne sürmelerine karşın yine de intikam almaya çalıştıklarına tanık oluyoruz.
Diyorum ki; yüz yıl önce yaşadıklarımızı bugün de yaşamayalım.
Peki, ben seni kan gölünün ortasında yaşayan bu ülkede nasıl mutlu edebilirim?
Nasıl düşünürüm doğacak çocuklarımızın geleceğinin aydınlık olacağını?
Nasıl düşünürüm "Yeni Türkiye" söylemi ile "Eski Türkiye"yi getirmek isteyenlerin barış getireceğini?
Nasıl düşünürüm, "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" yaşamanın önünde bunca engel var iken çift kişilik mutluluğu?
"Güzel günler göreceğiz çocuklar" diyen şairin dizelerini unutmadan umudun her zaman var olduğunu ve geleceğin barış ile taçlanacağını unutmuyorum.
Dünyanın iki kişilik mutluluk üzerine kurulu olmadığını bilerek sana söz veriyorum; herkesin mutlu olduğu günlerin özlemi ile mektuplarımı sürdüreceğim.
Peki, ben seni kan gölünün ortasında yaşayan bu ülkede nasıl mutlu edebilirim?
Nasıl düşünürüm doğacak çocuklarımızın geleceğinin aydınlık olacağını?
Nasıl düşünürüm "Yeni Türkiye" söylemi ile "Eski Türkiye"yi getirmek isteyenlerin barış getireceğini?
Nasıl düşünürüm, "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" yaşamanın önünde bunca engel var iken çift kişilik mutluluğu?
"Güzel günler göreceğiz çocuklar" diyen şairin dizelerini unutmadan umudun her zaman var olduğunu ve geleceğin barış ile taçlanacağını unutmuyorum.
Dünyanın iki kişilik mutluluk üzerine kurulu olmadığını bilerek sana söz veriyorum; herkesin mutlu olduğu günlerin özlemi ile mektuplarımı sürdüreceğim.
Sözlerime eski bir mektuptan alıntı ile son vermek istiyorum:
"Gözlerimden öpme" diyordun,
Gözlerinden öpmüyorum, eskirler.
Bir daha ki mektubunda
Upuzun kirpiklerinde hüznü görmemeyi bekliyorum.
Güzel gözlerinin
Güzel günler görmesini,
Güzel bir yaşamın olmasını diliyorum.
Süleyman ÖZEROL
9 Eylül 2015 Radikal Blog
9 Eylül 2015 Radikal Blog


Yorumlar
Yorum Gönder