“Yitirdik neyimiz varsa güzelden yana”

“Yitirdik neyimiz varsa güzelden yana”
 Merhaba,

Sana yeni tanıdığım genç bir kızdan söz etmek istiyorum. Sevimli, içten bakışlı, gözlerinde ince bir acının etkisi belli oluyor. Kendisini görmedim ama fotoğraflarını gördüm. İnternet ortamında ne kadar gerçekçi olursa o kadar işte.
Bir gün, "Ben korkuyorum" dedi.
"Korkma... Yaşamdan korkulmaz, yaşama sarıl. Okumayı severim dedin. Şiir sever misin?
En sevdiği şiirin 35 Yaş olduğunu söyledi, "Cahit Sıtkı" dedi. Edebiyata ilgisi beni de ilgilendirdi. Çünkü şiiri sevmek farklı bir duygudur.
"Onun yanıtını da biliyor musun?" deyince, "Yanıtı var mı? Aaaa! Bilmiyorum" dedi. "Şarkıların Şairi; İlkan San" yazımdan bir bölüm gönderdim.
"Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Otuz Beş Yaş" şiirine benzek olarak yazdığı "Gel gör ki" şiirinden birkaç dizeyi birlikte okuyalım."

Yitirdik neyimiz varsa güzelden yana
Bozuk para gibi harcıyoruz birbirimizi
Doğru olanı terk ettik, yanlışa saptık
Kardeş kanına buladık elimizi
Kimse kurtaramaz Tarancı, kimse bizi


"Harika!" dedi. Tamamını okumak isteyip istemediğini sorduğumda "Elbette" dedi, şiirin tamamını.
Kırk yıl önceki şiirin bugün için daha da güncelleştiğini düşünüyorum. Üstelik simgeye, imgeye, bilmem neye sapmadan, sade bir biçimde dile getirmiş. İlkan San'ın şiiri 29 Mayıs 1976 tarihli Milliyet Gazetesinde "Günün Şiiri" olarak yayınlanmış olup, www.ilkansan.com/ sitesinden okunabilir.
Genç kız bir gün, "Kendini anlat bana, seni tanımak istiyorum. İlk kez birini tanımak istiyorum. Evet, seni." dedi.
"Tanımazsanız bilmezsiniz" deyince de, "Anlat o zaman" dedi. "Gözlerime bakma ne olur" şiirimi okudum kendisine.

Gözlerime bakma ne olur
Bana anımsatma yitmişliğimi
Yalnızım koca şehirde
Bırak, yalnız kalayım
Bana anımsatma kimsesizliğimi

(Urfa, 1972)

Öğretmenliğin ilk yılı, yani 44 yıl önce bu zamanlar yazmıştım. 19 yaşında bir gençtim, Urfa'da göreve başladığımda...
"Evli misin?" diye sorunca, "41 yıldır" diye yanıtladım ve sürdürdüm.
"Senin yaşında iken 2 çocuğum vardı. Ozan 41, Gül 38 yaşında, daha sonra Yazar 33."
Bu kadarının yeterli olduğunu belirtti. Yaşamın ile ilgili olarak kişisel siteme (http://benbirsitus.webnode.com.tr) göz atabileceğini belirttim.
"Sana iyi geceler son zamanlarda köşe yazılarımı mektup olarak yazdığımı söylemiştim yine yazacağım. Belki sana da yazarım, ikizin konusu beni çok üzdü" deyince, "Yazma, istemiyorum, bana acıman için anlatmadım sana kendimi" dedi.
"Sana acıdığımı da nereden çıkarıyorsun? Üzüldüğümü belirtiyorum ya... Sen istesen de üzüldüm, istemesen de ama sana acıdığımı söylemedim. 'Herkes kendi payına yaşar dediğimi' unutma."
"Ben de sana kendi payıma değil kardeşimin payına yaşadığımı söyledim" dedi.
"Peki... Sen nasıl istersen... Yaşam senin... "Herkes kendi payına yaşar" derken herkesin benzer şeyleri yaşamayabileceğini belirtmek için söylemiştim. Herkesin yaşamı ayrıdır. Bazı benzer yönler olsa da..."
"Ben artık senle konuşamam, iyi geceler" dedikten sonra ben de "iyi geceler" diledim. Ama o ekledi; "İyi bir insansın fakat hayat bir yerde seni çeker alır. Anlamazsın, karşı koyamazsın, laf söyleyemezsin. Seni sevdim ama yollarımız ayrılmak zorunda.
"Teşekkürler. Sen bilirsin. Ben de seni sevdim"
"Ben teşekkür ederim canım" dedi bu kez. Biraz önceki çatışmalı tavrı değişmiş gibiydi.
"Ama yaşamı sev" deyince, "Yaşam he yaşam, güldürme beni" dedi. Ben de "Gülmek de kötü değildir" dedim. Yine ters yanıt verdi; "Kendine iyi bak, konuşmak istemiyorum zor dayanıyorum. Kendime gelmem lazım. Keşke 41 sene önce tanışsaydık. İyi geceler."
Bir trafik kazasında yanında kaybettiği ikizinden söz etmişti. Kendisi söz etmemi istemediğinden söz etmek istemiyorum. Ancak trafik kazalarının en büyük kıyımlardan biri olduğunu anımsatıyorum.
"Yitirdik ne varsa güzelden yana" diyen İlkan San'ı yedi yıl önce yitirdik, sonsuza uğurladık. Acaba güzelden yana olan şeyleri yeniden bulabilecek miyiz dersin?
Bir daha yazarsam yine gençlikten, gençlerden söz etmek istiyorum. Senin de görüşlerini elbette ki alacağım.
Selam ve sevgilerimi iletiyor, gençlere de başarılar diliyorum.


18 Aralık 2015, Ankara

Süleyman ÖZEROL
Radikal Blog, 18 Aralık 2015

Yorumlar

Popüler Yayınlar