Seyfi OKTAYa Mektup
GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR-I
Seyfi OKTAYa Mektup
Seyfi OKTAYa Mektup
Sayın Seyfi OKTAY,
Birçok kişinin kapınızı aşındırdığını Temmuz 1992’de Ankara’da kaldığım bir hafta içinde, size başsağlığı dilemek amacıyla evinize çıktığımda gördüm. Aynı apartmanın dokuz numarasında beş gündür konuk olarak kalmaktaydım.
Herkesin kendine göre bir sorunu vardır. Benim de kendime göre bir sorunum var; BALLIKAYA!
1983–1984 kışından buyana, doğup büyüdüğüm köyümü Hekimhan-Arguvan ilçeleri arasından alıp Malatya’da, çevrede ve ülkemizde tanıtmayı amaçladığım bir çalışmam var. On yıllık çalışmanın birikimi olarak kitap olma aşamasında bulunan “Yenilenen Köy BALLIKAYA” adını verdiğim araştırma-inceleme ve derleme çalışmama bölümler halinde yerel gazetelerde yayınlandı. Özellikle 1988 yılında ilk yayınlandığında Malatya’da yankılar uyandırdı. 20–22 Temmuz 1988 tarihli Hamle Festival Ekinde özet olarak eski yerleşim yerinin bir fotoğrafı ile yayınlandı. 8 ağustos–19 Eylül 1988 tarihleri arasında GÖRÜŞ Gazetesinde bir bölüm olarak, 26 Ekim–15 Kasım 1989 tarihleri arsında da bir bölüm olarak geniş bir şekilde yayınlandı. Bazı bölümler de Malatya OLAY Gazetesinin sayılarında yayınlandı. 1988 yılında Ballıkaya’nın sorunlarını belirleyerek yayına verdim. Bu sorunların bir kısmı geçen beş yıl içinde çözüldü. Bu sorunlar şunlar: 1. 42 evin yapılması. 2. Okula asil öğretmen verilmesi. 3. Sağlık ocağına doktor, sağlık memuru ve hemşire verilmesi.
Gündemde olan ve güncelliğini koruyan sorunlardan bazıları ise şunlar:
1.Hekimhan-Arguvan ilçeleri ile Badın Düz arasındaki yollar ve çevre köylere olan yolların bağlantısı.
2. Yeni yerleşim projesinde var olup da yapılmayan işler;
a) Köy içi cadde ve sokak düzenlemeleri,
b) Otopark, çocuk parkı ve spor alanları,
c) Ziraat evi,
d) PTT binası,
e) Köy ve okuma odaları,
f) Pazaryeri (Projede 8 dükkân belirtilmişti),
g) Jandarma karakolu,
h) Karadirek konusu,
i) Ballıkaya ve çevre köylere de zarar veren yaban domuzları konusu,
j) Ballıkaya’daki mağaralar, kayalar ve doğal yapı konusu...
Köyümüzden ayrılıp da Malatya’ya yıllar sonra döndüğünde köye neden gitmediğini sorduklarında Yüzbaşı Hacı Ali Bey, her ne kadar; “Keklik öten, keven biten yerden vatan olmaz. Hele de o sıra kayalar orada durdukça ben o köye gitmem” dediyse de, Türkiye cumhuriyetinin başbakan yardımcısı, bazı bakanları ve milletvekilleri Ballıkaya’ya geldiklerinde burasının hiç de yaşanmayacak bir yer olmadığını görmüşlerdir. Yüzyıllardır yaşayanlarımız, yaşamlarını burada daha yüzyıllarca da sürdüreceklerdir elbette...
Her ne kadar kente uzak olsa da, her ne kadar mahrumiyetleri olsa da Ballıkaya bizim köyümüz. Köyümüzün bağrından koparak Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çağdaş hukuk anlayışının yerleştirilerek yaşatılması yolundaki çabalarınızı takdirle kutlayarak Ballıkaya’yı unutmamanızı diliyorum.
Bu kadar ayrıntılı ve uzun yazarak sizi rahatsız etmek istemezdim. Ancak, konuşamadıklarımızı kâğıda aktarmak yoluna gittiğim için oldu bu. Nasıl ki Hasan Usta 35 yıldır Ballıkaya ve çevresinde konut ustalığı yapıyorsa, ben de 1983 ‘den itibaren Ballıkaya ve çevresinin kültürel değerlerini, yapısını, diğer özelliklerini yapılandırmaya çalışmaktayım. Bu çalışmamdan vazgeçmeyi de düşünmüyorum.
Ballıkaya’da sorunlarla ilgilenen kişiler oldukça az. Birkaç kişinin bireysel çıkışları sonuç getirmiyor. Köyümüz için birlikte çalışmayı her zaman ön planda tutan bir Ballıkayalı olarak sorunlarımızı size aktarmaya çalıştım. Yabancısı olmadığınız sorunlarımızın çözümünde en büyük desteği sizden beklediğimizi unutmayınız.
Selam ve saygılarımla ellerinizden öperim. Eşim selam eder, Ozan, Gül ve Yazar ellerinizden öperler.
Ailenize selam ve saygılar...
Birçok kişinin kapınızı aşındırdığını Temmuz 1992’de Ankara’da kaldığım bir hafta içinde, size başsağlığı dilemek amacıyla evinize çıktığımda gördüm. Aynı apartmanın dokuz numarasında beş gündür konuk olarak kalmaktaydım.
Herkesin kendine göre bir sorunu vardır. Benim de kendime göre bir sorunum var; BALLIKAYA!
1983–1984 kışından buyana, doğup büyüdüğüm köyümü Hekimhan-Arguvan ilçeleri arasından alıp Malatya’da, çevrede ve ülkemizde tanıtmayı amaçladığım bir çalışmam var. On yıllık çalışmanın birikimi olarak kitap olma aşamasında bulunan “Yenilenen Köy BALLIKAYA” adını verdiğim araştırma-inceleme ve derleme çalışmama bölümler halinde yerel gazetelerde yayınlandı. Özellikle 1988 yılında ilk yayınlandığında Malatya’da yankılar uyandırdı. 20–22 Temmuz 1988 tarihli Hamle Festival Ekinde özet olarak eski yerleşim yerinin bir fotoğrafı ile yayınlandı. 8 ağustos–19 Eylül 1988 tarihleri arasında GÖRÜŞ Gazetesinde bir bölüm olarak, 26 Ekim–15 Kasım 1989 tarihleri arsında da bir bölüm olarak geniş bir şekilde yayınlandı. Bazı bölümler de Malatya OLAY Gazetesinin sayılarında yayınlandı. 1988 yılında Ballıkaya’nın sorunlarını belirleyerek yayına verdim. Bu sorunların bir kısmı geçen beş yıl içinde çözüldü. Bu sorunlar şunlar: 1. 42 evin yapılması. 2. Okula asil öğretmen verilmesi. 3. Sağlık ocağına doktor, sağlık memuru ve hemşire verilmesi.
Gündemde olan ve güncelliğini koruyan sorunlardan bazıları ise şunlar:
1.Hekimhan-Arguvan ilçeleri ile Badın Düz arasındaki yollar ve çevre köylere olan yolların bağlantısı.
2. Yeni yerleşim projesinde var olup da yapılmayan işler;
a) Köy içi cadde ve sokak düzenlemeleri,
b) Otopark, çocuk parkı ve spor alanları,
c) Ziraat evi,
d) PTT binası,
e) Köy ve okuma odaları,
f) Pazaryeri (Projede 8 dükkân belirtilmişti),
g) Jandarma karakolu,
h) Karadirek konusu,
i) Ballıkaya ve çevre köylere de zarar veren yaban domuzları konusu,
j) Ballıkaya’daki mağaralar, kayalar ve doğal yapı konusu...
Köyümüzden ayrılıp da Malatya’ya yıllar sonra döndüğünde köye neden gitmediğini sorduklarında Yüzbaşı Hacı Ali Bey, her ne kadar; “Keklik öten, keven biten yerden vatan olmaz. Hele de o sıra kayalar orada durdukça ben o köye gitmem” dediyse de, Türkiye cumhuriyetinin başbakan yardımcısı, bazı bakanları ve milletvekilleri Ballıkaya’ya geldiklerinde burasının hiç de yaşanmayacak bir yer olmadığını görmüşlerdir. Yüzyıllardır yaşayanlarımız, yaşamlarını burada daha yüzyıllarca da sürdüreceklerdir elbette...
Her ne kadar kente uzak olsa da, her ne kadar mahrumiyetleri olsa da Ballıkaya bizim köyümüz. Köyümüzün bağrından koparak Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çağdaş hukuk anlayışının yerleştirilerek yaşatılması yolundaki çabalarınızı takdirle kutlayarak Ballıkaya’yı unutmamanızı diliyorum.
Bu kadar ayrıntılı ve uzun yazarak sizi rahatsız etmek istemezdim. Ancak, konuşamadıklarımızı kâğıda aktarmak yoluna gittiğim için oldu bu. Nasıl ki Hasan Usta 35 yıldır Ballıkaya ve çevresinde konut ustalığı yapıyorsa, ben de 1983 ‘den itibaren Ballıkaya ve çevresinin kültürel değerlerini, yapısını, diğer özelliklerini yapılandırmaya çalışmaktayım. Bu çalışmamdan vazgeçmeyi de düşünmüyorum.
Ballıkaya’da sorunlarla ilgilenen kişiler oldukça az. Birkaç kişinin bireysel çıkışları sonuç getirmiyor. Köyümüz için birlikte çalışmayı her zaman ön planda tutan bir Ballıkayalı olarak sorunlarımızı size aktarmaya çalıştım. Yabancısı olmadığınız sorunlarımızın çözümünde en büyük desteği sizden beklediğimizi unutmayınız.
Selam ve saygılarımla ellerinizden öperim. Eşim selam eder, Ozan, Gül ve Yazar ellerinizden öperler.
Ailenize selam ve saygılar...
20 Şubat 1993
Süleyman ÖZEROL



Yorumlar
Yorum Gönder