Bir Türkü Yaz Gönder
Bir Türkü Yaz Gönder
Merhaba…
Oldukça uzun, ölçülü bir şiir göndermiştin bir zamanlar. Bazı uyaklarda sorun olduğunu belirtmiştim.
Bir zaman sonra yazışmalarımızın birinde, “Farklı davranmakta, farklı yaşamakta kararlıyım artık. Kendime değer vererek yaşayacağım” dediğinde, “Kendini önemse” diye yazmıştım.
“Herkes kendinden sorumlu... Farklı olduğumu biliyorum. Bunu anlayanlar olsun hayatımda” dediğinde de, “Kendini önemsemelisin” demiştim.
“Kıymetimi bilenler olsun. Zaten anlayanlar da gitmiyor gidemiyor” sözün üzerine; “Ben gitmeyen, gidemeyendim. Yani vazgeçemeyenim” diye düşündüm.
“Farklı olmak önemli... Ancak bunun hayatına ne kattığı da önemli” sözünle yaşama etkilerden söz etmiştin.
Deniz kenarında yaşamak farklı galiba…
Hep Orhan Veli Sabahattin Ali aklıma gelir Deniz deyince. Elbette Bir de Deniz...
“Gemliğe doğru denizi göreceksin sakın şaşırma.”
(Orhan Veli Kanık)
“Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma Gönül aldırma”
(Sabahattin Ali)
Ve en kısa şiir benim de en sevdiğim dize:
“Mavi küf kendini yer denize gördüğünde”
(Talat Sait Halman)
Dosyalarımın arasından sana yazdığım bir şiir denemesi çıktı.
Halk türküsü biliyorsan
Bir türkü yaz gönder
İçinde
Hasret olsun
Acı olsun
Ama hainlik olmasın
Kemlik olmasın
Bir türkü gönder
Arguvan türküleri gibi olsun
“Ölem ölem oy Kader”
Aman ha aman kimlik olmasın
Bir türkü gönder
Beni söylesin
Seni söylesin
Dağı taşı yolu söylesin
Amma velakin
Kötü söz söylemesin
(5 Aralık 2014)
“Senin şiirlerinin basımını yapalım” dediğimde, “Olur inşallah, uğraşırım tabi” derken bile çok sıkıntılı bir durumda olduğunu sanıyorum. Ama kimseyle muhatap olmak istemiyor gibiydin.
Geçenlerde gazeteye yazmıştım, senin yazdığın şiirleri de bir gün kitap olarak düzenleyelim ve kalıcı kılalım demiş, “İşin kolay da var, az sayıda basılabiliyor” diye yazmıştım. Oturup onlara yoğunlaşacak durumda ve sabırda olmadığını yazdığında şu açıklamayı yapmıştım sana.
“Hiç duymak istemediğim bir durum. Uzun zamandır yazmamıştım, yazdığımda böyle olumsuz durum olacağını düşündüğümden ‘en iyisi yazmayayım’ dedim kendi kendime. Bugün de gazeteye yazdığımdan dolayı yazdım. “Sorun değil” diye yazdığında da içinde ağladığını düşündüm.
Köşe yazılarımda mektupların yeri başka, daha önce anlatmıştım bunu. Çok yazmıştık, Milena’ya mektuplar da dâhil...
Sabrım da sıfır diyorsun. Demek ki çok sıkıntılı bir durumdasın, seni tutmayayım. Her gün bakıyorum iyi misin diye. Fotoğraflarda hep gülüyorsun ama içini düşününce çok üzülüyorum. Biliyorum ki içten ağlıyorsun, biliyorum ki herkese derdini diyemiyorsun...
İçine mi atıyorsun?
İçine atma, içine atma...
Atma...
Bir türkü yaz gönder...
Ankara, 19 Temmuz 2019
Merhaba…
Oldukça uzun, ölçülü bir şiir göndermiştin bir zamanlar. Bazı uyaklarda sorun olduğunu belirtmiştim.
Bir zaman sonra yazışmalarımızın birinde, “Farklı davranmakta, farklı yaşamakta kararlıyım artık. Kendime değer vererek yaşayacağım” dediğinde, “Kendini önemse” diye yazmıştım.
“Herkes kendinden sorumlu... Farklı olduğumu biliyorum. Bunu anlayanlar olsun hayatımda” dediğinde de, “Kendini önemsemelisin” demiştim.
“Kıymetimi bilenler olsun. Zaten anlayanlar da gitmiyor gidemiyor” sözün üzerine; “Ben gitmeyen, gidemeyendim. Yani vazgeçemeyenim” diye düşündüm.
“Farklı olmak önemli... Ancak bunun hayatına ne kattığı da önemli” sözünle yaşama etkilerden söz etmiştin.
Deniz kenarında yaşamak farklı galiba…
Hep Orhan Veli Sabahattin Ali aklıma gelir Deniz deyince. Elbette Bir de Deniz...
“Gemliğe doğru denizi göreceksin sakın şaşırma.”
(Orhan Veli Kanık)
“Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma Gönül aldırma”
(Sabahattin Ali)
Ve en kısa şiir benim de en sevdiğim dize:
“Mavi küf kendini yer denize gördüğünde”
(Talat Sait Halman)
Dosyalarımın arasından sana yazdığım bir şiir denemesi çıktı.
Halk türküsü biliyorsan
Bir türkü yaz gönder
İçinde
Hasret olsun
Acı olsun
Ama hainlik olmasın
Kemlik olmasın
Bir türkü gönder
Arguvan türküleri gibi olsun
“Ölem ölem oy Kader”
Aman ha aman kimlik olmasın
Bir türkü gönder
Beni söylesin
Seni söylesin
Dağı taşı yolu söylesin
Amma velakin
Kötü söz söylemesin
(5 Aralık 2014)
“Senin şiirlerinin basımını yapalım” dediğimde, “Olur inşallah, uğraşırım tabi” derken bile çok sıkıntılı bir durumda olduğunu sanıyorum. Ama kimseyle muhatap olmak istemiyor gibiydin.
Geçenlerde gazeteye yazmıştım, senin yazdığın şiirleri de bir gün kitap olarak düzenleyelim ve kalıcı kılalım demiş, “İşin kolay da var, az sayıda basılabiliyor” diye yazmıştım. Oturup onlara yoğunlaşacak durumda ve sabırda olmadığını yazdığında şu açıklamayı yapmıştım sana.
“Hiç duymak istemediğim bir durum. Uzun zamandır yazmamıştım, yazdığımda böyle olumsuz durum olacağını düşündüğümden ‘en iyisi yazmayayım’ dedim kendi kendime. Bugün de gazeteye yazdığımdan dolayı yazdım. “Sorun değil” diye yazdığında da içinde ağladığını düşündüm.
Köşe yazılarımda mektupların yeri başka, daha önce anlatmıştım bunu. Çok yazmıştık, Milena’ya mektuplar da dâhil...
Sabrım da sıfır diyorsun. Demek ki çok sıkıntılı bir durumdasın, seni tutmayayım. Her gün bakıyorum iyi misin diye. Fotoğraflarda hep gülüyorsun ama içini düşününce çok üzülüyorum. Biliyorum ki içten ağlıyorsun, biliyorum ki herkese derdini diyemiyorsun...
İçine mi atıyorsun?
İçine atma, içine atma...
Atma...
Bir türkü yaz gönder...
Ankara, 19 Temmuz 2019



Yorumlar
Yorum Gönder