Sanki de içten ağlıyorsun; fotoğrafın öyle diyor

Sanki de içten ağlıyorsun; fotoğrafın öyle diyor













Merhaba…

Geçenlerde yazışmamızda Nur Hanıma, “Bir gün Ankara’ya gelmeyi düşünmüyor musun? “ diye sordum.
“Oğlum Ankara’dan yakında yanıma gelecek” diyerek gelemeyeceğini belirtmiş oldu. Yine de birkaç cümle yazdım kendisine.
“Ankara ne kadar soğuk olsa da dost muhabbetleri insanın içini ısıtır. Belki bir gün gelirsin, muhabbetin koyusu olur. Eskileri öğreniriz senden; tarihsel konular, özellikle yerel sözcükler ve eskiyi… Çok yaşamış, gidip de geri gelmiş gibisin, çok şey anlatırsın mutlaka…”
Nur’un bazen yazdıklarını anımsadım; şiirler, küçük notlar, değinmeler…
“Yazılarını gönder de göz atayım, düzenleyeyim” dedim.
“Birisi, ‘Yazma, çok devrik’ dedi. Bir rehberim olsaydı…”
Düşündüğüm gibi oldu sanki.
“Düzeltebilir, düzenleyebilirim.”
“İyi buldum!” dedi sevinmiş gibi.
“Ben iyi bir rehberimdir…”
“Hah! Bunu bekliyordum!”
Bu işi yapabileceğime inandırmalıydım Nur’u, Arguvan Yolu dergisinde yayınlanan ve siteye eklediğim Sultan Kılıç’ın benim ile söyleşisi olan, “Tek kişilik Ordu” yazısının bağlantısını gönderdim.
“Yazan da bir bayan, su gibi okuyacağından eminim” diye yazdım.
Bir süre sonra, “Acaba ben Hekimhan’ın bir köyünde mi yaşasam?” diye sordu. Yanıt yerine sayfasındaki fotoğrafa bakarak birkaç cümle daha yazdım kendisine.

Yüzünde bir tedirginlik var
Gözlerin uzaklara bakıyor
Sanki de içten ağlıyorsun
Nedendir bilemem
Fotoğrafın öyle diyor


Kendisi de bana yanıt vermedi, okumaya dalmıştı belli ki…
“Sağda mı kalbin? Bu nasıl bir benzerlik?
Oraya kadar okumuştu demek ki…
“Hayırdır?”
“Babamın da sağdaydı…”
“Öyküsünü biliyor musun? Nasıl öğrenmişti?”
Sordum ama sanki de daha önce söz etmişti gibime geldi.
“Yıl 1979, hemşire olmuştum, 14 yaşındaydım. İzine gelmiştim ve yeni heves işte, tansiyon aletini de yanıma almıştım. Babamın tansiyonuna baktım, yok, alamıyorum .”Yok” da diyemiyorum. Ertesi sabah doğru şehre… Doktor baktı, dinledi anlaşıldı; babamın kalbi sağda... Böyle işte…”
“Bir sorunu var mıydı?”
“Saftı biraz…”
Sanki de bana söylüyormuş gibime geldi. Hani benim de kalbim sağda ya…
“Olsa bile dillendirmedi” dedi.
Benim ile birlikte sekiz kişinin kalbini sağda olduğunu öğrenme öykülerini anlattığı, “Ters Site/Kalbi Sağda Atanlar” adlı bir kitap derleyerek yayınlamıştım. Kitap ile birlikte kalbimin sağda oluşu ve konuyla ilgili söyleşiyi kapsayan, “Ben Aynadaki Gibiyim” adlı Malatya Söz gazetesinde Ferdi Durdu tarafından yayınlanan söyleşinin de bağlantısını kendisine gönderdim. Bağlantıyı okurken kendisi de bana bir müzik bağlantısı gönderdi. Açılmamıştı ve “yarın bakarım” diyerek sabaha karşı yattım. Ertesi gün bir etkinliğimiz vardı ve oraya gidip geldikten sonra yemek yedim, gönderdiği bağlantıya baktım. Zenci bir kadın şarkı söylüyordu ağlar gibi. İngilizce bilmiyorum ama acıklı bir şey olduğu kesindi.
İnternetteki videonun altında “Cesaria Evora/Sodade” yazılı idi. Ve bir açıklama vardı şiir girişli;

“Eğer bana yazarsan
Sana yazacağım
Eğer beni unutursan
Seni unutacağım
Döneceğin güne kadar”


Atlas Okyanusunda, Kuzey Batı Afrika açıklarındaki bir adalar ülkesi olan Cape Verde’de doğdu. Doğduğu yer Afrika’da sömürgeleri bulunan Portekiz’in yüzyıllarca üs olarak kullandığı bir yerdi.
Cesaria Evora, parlak sesi ve fiziksel çekiciliği hemen dikkat çekti, ancak bir genç kızken başladığı şarkıcılık yaşantısında umduklarını bulamadı. Barlarda şarkı söyleyerek annesine ve iki kızına baktı.

Nur, bu şarkıya yorum yazmış…

“Evet, hüzünlüdür şarkılarım. Morna, Cape Verde'nin geleneksel müziğidir. Aşktan, denizden, memleket ve sevgiliye duyulan hasretlerden, tutkulardan, talihsizliklerden bahseder. Belki biraz dünyaya kara gözlüklerle bakar. Biliyor musunuz, siyah en sevdiğim renktir benim...” (17 Aralık 2016)

Duvar
Açık alanlarda bile var
İnsan isteyince
Duvar her yerde var

İletişimi kesen
Gönülleri karartan
Kendi kendine bile örülen
Duvarlar var

İnsan
İnsan olduğu zaman
Her yerde
Duvarlar kalkar


Bugün bir şeyler yazayım dedim ve “duvar” aklıma geldi. Duvar işte, duvar olunca, bir şeyler diyemedim, Nur’u anlatmaya çalıştım.
Nur, senin kadar çekingen bir yapıya sahip değil ama içinde çok şey toplamış gibime geliyor. Eğer yazılarını gönderirse okuduğumda onun daha rahat hareket etmesine yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. 

Bak Nur ne diyor?

Sen
Yılda on beş günlük izinlerini
Yedi gününü yollarda geçirip
Ulaşamayacağı sandığım
Köyüm
Memleketim gibisin.
Ağlattın beni bu gece
Hiç insan yanında ağlamadım
Belki ondandır içe ağlamam


Cesaria Evora ne diyordu?


“Eğer bana yazarsan
Sana yazacağım
Eğer beni unutursan
Seni unutacağım
Döneceğin güne kadar”


Ankara, 18 Aralık 2016

Yorumlar

Popüler Yayınlar